07 Nisan 2013

"İşgücü kadınlaşacak"...

Tam anlamıyla ortaçağ çalışma koşulları getiriyorlar. Bunun ideolojik altyapısını da hazırlamış vaziyetteler

"İşgücü kadınlaşacak"...
Petrol İş Kadın Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Necla Akgökçe, Ulusal İstihdam Stratejisi’nde kadın emeğinin rolü ve değişen üretim modellerine dair sorularımızı yanıtladı:

Alınteri: Ulusal İstihdam Stratejisi, üretimin esnekleşmesi konusunda bayağı yol aldı. Bunun kadını üretim sürecine çekmedeki özel düzenlemelerden bahsedebilir misiniz?
Necla Akgökçe: Esnek çalışmaktan bahsedildiği andan itibaren kadın istihdamını da arttırmaktan bahsedilir hale geldi. Öyle ki, hani hükümetin “kadının istihdamını arttıracağız” söyleminin altında doğrudan doğruya kadınlara yönelik esnek çalışma var. İstihdamı arttıracağız, nasıl arttıracaksınız denildiğinde, görüyoruz ki esnek çalışmayla planlıyorlar. Yapılan çeşitli toplantılarda sürekli söylenen şey Türkiye açısından, “kadın istihdamı düşük”! Hükümetin uyguladığı politikalar içerisinde en yumuşak karnı kadın istihdamının düşüklüğü teşkil ediyor. Giderek azaldı zaman içerisinde... Şöyle de bir şey var, uluslararası sermayenin yeni birikim modelleri içerisinde esnek ve güvencesiz çalışma modelleri giderek yaygınlaşıyor. Bu politikalar da burada uyarlanmaya çalışılıyor. Esnek çalışma derlerken, evinden çalışmayı, uzaktan çalışmayı, tele çalışmayı, kiralık işçiliği bunların hepsini düzene koyacaklarından bahsediyorlar. Bu tür çalışmalar esasında olan çalışmalar. Ama şu tariften bile şunu anlıyoruz, bu kadın işgücü. Çünkü erkeklerin esnek çalışma hallerine uygun değil bu çalışma biçimleri. Belli bir esneklik tanımı yapıyorlar bu istihdam yasalarında, “kadınların anne olarak fonksiyonlarını, işlevlerini hafifletecek çalışma biçimleri getiriyoruz” dedikleri anda anlıyoruz ki esnek çalışmaktan bahsediliyor.

Alınteri: Bu plan kadınları hem üretim içerisine çekerken hem de aile içindeki durumu da sarsmamaya çalışıyor...
Necla Akgökçe: AKP’nin hem dibine kadar kapitalist ama aynı zamanda muhafazakar bir duruşu da var. Kadın istihdamına yönelik çözümleri de böyle. AKP her meselede aile politikalarını temel alıyor. Kadının aile içinde rollerini sarsmayacak nitelikte. Bu aynı zamanda neoliberal sürece de uygun düşen bir istihdam biçimi. Alabildiğine sömürecek. Yeni birikim modellerine uygun bir çalışma düzeni. Böylece ne yapmış oluyorlar, kadın istihdamını arttırmış gibi görünüyorlar.

Planda iliğine kadar sömürü var
Alınteri: Bu çalışma modelinde kadınların sosyal hakları vs. olacak mı?
Necla Akgökçe: Güvenceli esneklik modellerinde belli güvenceler kadınlara artı olarak gelebilir. Sigortası olabilir, ücretler daha düzene girmiş olabilir iş sözleşmesiyle. Fakat şu olmaz; biz ne açıdan bakıyoruz, bu çalışma biçimi kadının özgürleşmesine katkıda bulunacak bir çalışma biçimi mi? Buna evet demek mümkün gözükmüyor. Bir de Türkiye’de güvenceli esnekliğin olması durumunda dahi bu güvencenin çok minimum düzeyde olabileceğini düşünüyorum. Yarım zamanlı çalışacaksın diyelim. Sigorta yasasına göre, ödediğin prim üzerinden sigortalı olacaksın. Yarım zamanlı çalışan bir kadının ödediği prim miktarı oldukça düşük olacak. Diyelim ki bu tam zamanlıya tamamlanmaya çalşılsın, bunu kim ödeyecek? Bunu devlet ödese yine çözüm olabilir. Ama öyle değil, kadının kendisine ödettirmek isteyecekler. Sosyal güvenlik hizmetinden yararlanmak için ödeyeceği primleri de kadının kendisine ödetmeye çalışacaklar. Öteki türlü emeklilik primlerini de kendisine ödetmeye çalışacaklar. Ne kadar çocuk doğurursanız, erken emekli olabilirsiniz geldi ya, ama nasıl olacak? Kendi primini ödeyerek. Bu bir sosyal hak değil. “Sekiz çocuk doğurursan hiç çalışmadan emekli olabilirsiniz” diyor. Ne kadar para ödeyeceksin? “50 bine yakın sigorta primi ödemen lazım”. Kim ödeyecek ki bunu? Yoksul kadın 50 bini hayatının hangi aşamasında yan yana getirebilecek. Tam anlamıyla ortaçağ çalışma koşullarını getiriyorlar. İliğine kadar sömürü diyeceğim. Bunun inanılmaz bir şekilde ideolojik altyapısını da hazırlamış vaziyetteler. Bizim sendikalı olan, düzenli çalışan, sosyal hakları olan kadın üyelerimiz, asgari ücretle bile çalışıyor olsa yarızamanlı çalışmak istemiyor. Bir, ücret yarıya düşecek, iki emekli olma hayalleri suya düşecek. Üçüncüsü de, her alandan yakalamaya çalışıyorlar.

Aile güçlenirken, kadın zayıflıyor



Aile güçlendikçe aile içinde kadının durumu zayıflıyor. Hem kadının emeğinden en pis biçimde yararlanmak istiyorlar. Hem kendi tabanlarına da “kadının gerçek yeri evidir, çocuğuna bakacak bilmem ne yapacak” mesajı vererek, o düzene uygun bir istihdam modeli hazırlıyorlar. Biz düzenli, sürekli, güvenceli iş istiyoruz.

Çok temel meselelerden biri kadın-erkek ücretleri arasında Türkiye’de bir farklılık var. Kadınlar daha düşük ücret alıyorlar. Eşdeğerde işe eşit ücret ilkesi kapitalist çoğu ülkede yok. Batı Avrupa'da da böyle. Şimdi bu farklılık, ücretler arasındaki uçurum daha da artacak. Ücret adaletsizliğine de yol açacak.

Kürt kadın işçileri 10 Lira’ya 18 saat çalıştırıyorlar
Alınteri: Esnek çalışma sadece hizmet sektörüyle de sınırlı değil. Sanayide de oldukça yaygın…
Necla Akgökçe: Zaten vardı. İlaç sanayinden ben size örnek vereyim. Çok tipik bir örnektir. Son neoliberal saldırılar neticesinde sürekli işçi sayısında azalmaya gidiyorlar. Esneklik böyle de, fazla çalıştırmayla da oluyor. Bizim ilaç şirketlerinden, uluslararası tekellerden birinde, paketleme servisini iptal etmişler. Onun yerine mesela, ilacı paketlemek için 2 günlüğüne Kürt kadın işçileri getiriyorlar. Yevmiyesi 10 ya da 15 Lira ve bunlar çağrıya bağlı çalışıyorlar. Yani öngörülen esnek çalışma biçimlerinden biri bu. Çağrıya bağlı geliyor, çok düşük bir ücrete inanılmaz yoğun bir tempoda çalışıyor. Bu ne demek, karın tavan yapması, artıdeğerin tavan yapması demek. 17-18 saat çalıştırıp yolluyorlar.

Alınteri: Kadın istihdamı bu esnekleşmeyle belli oranda artacak diyebiliriz. Sendikaların bu gerçekliğin farkında olup ona göre bir yönelim içinde olduklarını söyleyebilir miyiz?
Necla Akgökçe: Sendikaların bu gerçekliğin farkında olup bir şey yaptıklarını ben düşünmüyoruz. Biz sürekli olarak “işgücü kadınlaşacak” diye altını çiziyoruz bu meselenin. Bir taraftan taşeronlaşmasının dışında belli sektörlerde de kadın emeğini kullanıyor olabilirler; araba üretiminde, otomotiv yan sanayiinde bizim plastik aksam üreten çeşitli fabrikalarımız var. Orada küçük küçük parçaları montajlama durumu söz konusu olduğu için burada kadın işçi sayısında bir kıpırdama var. Ne tür işler bunlar? Asgari ücretli ya da biraz daha üstünde işler. Türkiye'nin ihracat tablosuna bakıyorsun, 'ihracatımız arttı' denilirken, buğday, üzüm vs.den ziyade bu ara mallarda olmuş en çok ihracat artışı. Kapitalizm böyle bir şey zaten. Üç kuruşa kadını çalıştırıyor, kadın emeği düşük ve sömürüye yatkın emek biçimi. Esnek çalışma biçimleriyle zaten ücretlerde bir düşüş yaşanacak, ama işgücünün kadınlaşmasıyla birlikte de bir düşüş yaşanabilir. Bunlar olabilecek şeyler ama sendikaların idrakında olduklarını zannetmiyorum. Zaten kadın işgücü üzerinden düşünmek gibi bir refleksleri yok.

İşgücü kadınlaşırken görünmez hale de geliyor
Alınteri: Şöyle diyebiliriz, işçi sınıfı gövdesi kadınlaşıyor, ama bir yandan da bu görünmez kılınıyor.
Necla Akgökçe: Aynen işte. Zaten kadınlaştığı oranda görünülmez oluyor. Kadın emeği öyle bir şeydir. Ev içinde yapılan, daha doğrusu kapitalizmin ayakta kalmasını sağlayan bu ev işleri neden görülmez? Bu nedenden dolayı. Bir şey görülmeyince ücretlendiremiyorsun, ücretlendirmeyince de görmüyorsun.

Alınteri: Buna karşı nasıl örgütlenme modelleri düşünülebilir?
Necla Akgökçe: Klasik örgütlenme modelleri bu değişimin farkında değil. Sendikal örgütler, bize dayatılan çalışma biçimlerinin hepsinin listesini çıkartıp bu modeller üzerinden yeni örgütlenme modelleri oluşturması lazım. Bu süreçte genç işçiler ve kadınlar ağırlık kazanacak. Sendikalar her iki manada da uğraşmak zorunda. Bir, esnek çalışma biçimlerinin kendi sektörlerine girmemesi ya da yaygınlaşmaması için mücadele ederken de yeni modeller geliştirmek zorunda kalacaklar, bu işgücünü örgütlerken de farklı örgütlenme modelleri yaratmak gerekecek.

[Alınteri'nin Nisan 2013 tarihli sayısından alınmıştır]

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..