15 Nisan 2013

Emeklilik kıyağı mı?

Kuluçka makinesi değiliz! Ne kadar çocuk doğuracağımıza biz karar veririz!

Emeklilik kıyağı mı?
Burjuva hükümetin en yoğun mesai alanlarından biri kadın ve aile. Bir taraftan kadın kitlelerini kapitalist üretime çekme zorunluluğu, bir taraftan sarsılan aile kurumunun 'iki yakasını bir araya getirme' ihtiyacı... Kısacası ne yardan ne serden vazgeçememe hali! O nedenle de geniş bir kitle çalışması seferberliğidir gidiyor. Bakanlar içinde en medyatik olanı da Fatma Şahin. Bir bakıyorsunuz yanına Tayyip Erdoğan’ı, bir bakıyorsunuz Emine Erdoğan’ı, bir bakıyorsunuz bilmem kimi alarak yeni projelere yelken açıyor!

En son da çok çocuk doğuran kadınlara 10 yıl erken emeklilik kıyağı getiriverdiler! Hem de ne kıyak! O kadar ki, 8 çocuk doğuran kadın hiç çalışmasa bile 10 yıllık primleri ödeyerek emekli olabilecek. Daha az doğuranlar da 10 yıl erken olabilecek! Kıyak dediysek o 10 yılın primlerini kimin ödeyeceğinin meçhul olduğunu da söyleyelim. Aslında meçhul de değil, bir adres verilmediğine göre kadının kendisinin ödemesi buyuruluyor demek ki! O açıdan da “müjde” şarlatanlıklarına aldanmayıp işin aslını anlamamız gerekiyor.

Burjuvazi tam bir ip cambazı gibi davranıyor. Bir taraftan uluslararası rekabette kadının işgücünü ucuzun da ucuzu sömürü biçimleriyle soğurma peşinde.

Bir taraftan bu rekabette elindeki en önemli koz olan genç işgücü oranlarındaki düşmeyi adeta kuluçka makinası gibi görülen kadınların çok çocuk doğurmasıyla aşma telaşında. Bir taraftan kadın çalışırken aslında erkek sınıf kardeşiyle aynı pozisyonda olduğu duygusu yaşayarak haddini aşacak bir özgüvene kavuşmasın derdinde. Yani “Çalışsın ama aynı zamanda evinin hanımı olsun bunun için de biz ona uygun çalışma biçimleri yaratacağız” demekte. Zaten son kıyak da bu amaçtan besleniyor! Kadınların kademeli olarak üretime girip girip çıkmalarına odaklanmış bir düzenleme. Önce gençler çalışacak çocuk doğurma saatleri geldiğinde ona uygun konumlanacaklar zaten birkaç çocuk doğurunca da 10 yıl önce emekli olacaklar. Onlardan boşalan yeri yeni genç kadınlar alacak, sonra aynı döngü tekrar edecek! Hem 4+4+4 eğitim politikalarıyla çocuk gelin olmaya yasal bir statü kazandırmadılar mı?! Kız çocuklarını erken yaşta hem gelin, hem de evinin kadını olan işçi yapmak istemediler mi? Sonuçta şimdiki politikalar da bu zemin üzerinden şekilleniyor. Tutar mı tutmaz mı onu da kadın işçilerin bu zokayı yutup yutmayacakları belirleyecek!

Bu arada kıyak demişken, hangi işçi kadın yaklaşık 50 milyar TL tutarında olan 10 yıllık sigorta primlerini ödeyebilecek? Bu soruyu yanıtlayabilene aşk olsun! Sakın bu, çok çok çocuk doğuralım diye önümüze atılmış bir zoka olmasın! Hani erken emekli olmak güzel hayal, bu hayale kapılıp…

Sözün özü bizimle aslında “ya tutarsa” oyunu oynuyorlar! Oynatacak mıyız?! Yoksa, “Yarı zamanlı değil tam zamanlı çalışmak, tam ücret, tam sigorta primi istiyoruz!

Kuluçka makinesi değil, kadınız! Ne kadar çocuk doğuracağımıza biz karar veririz!

Bedenimizden, ruhumuzdan, benliğimizden elinizi çekin!

Çocuklarımız için kreş, 2 yıllık ücretli doğum izni istiyoruz” diyerek...

[Alınteri'nin Nisan 2013 tarihli sayısından alınmıştır]

RSS

Korku dağları bekler

Korku dağları bekler

Burjuvaziyi faşist devlet terörünü güçlendirip boyutlandırmaya zorlayan asıl etken ve dinamikler daha derinde...

 

Yedikule zindanlarından günümüze

Yedikule zindanlarından günümüze

Yasalar değişiyor, hapishane adları-harfler değişiyor, yeni hapishaneler yapılıyor ama zindan hep zindan. Devlet hep ceberrut

 

Kadının beyanı

Kadının beyanı

Siyaset ve erkek yargı “hak etmiş” kadınları duymadı bugüne kadar...

 

Taksim, yine...

Taksim, yine...

Bugünkü Taksim eylemi de kitle direngenliğiyle akıllara kazındı. Taksim'i, İstiklal'in tüm ara sokaklarını ablukaya almasına rağmen direnişi kıramadı!

 

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna ne anlatıyor?

Ukrayna, “uzakta” olup biten bir 'dış haber' gözüyle görülmemeli!..